Psikolojik Dayanıklılık Nedir | Nasıl Sağlanır

Bazı insanlar vardır ki, hayatta başlarına gelen onca sıkıntıya rağmen, zorlu yaşam olaylarına rağmen ayakta kalabilmeyi hayata tutunabilmeyi ve bu zorlukları, bu travmaları minimum fizyolojik ve psikolojik zararla atlatmayı başarabiliyorlar.

Bazılarımız ise tam tersine bu olayların ardından maalesef bir takım sorunlar yaşıyoruz ve bir türlü bu olayları geçmişte bırakmıyoruz. Neden bazı insanlar zorluklara kolaylıkla uyum sağlayabiliyor.

Peki ama adeta küllerinden yeniden doğan, zorlu yaşam tecrübeleri karşısında daha dayanıklı olan bu insanlar neleri bizden farklı yapıyorlar? Bu insanlar kimlerdir ve özellikleri nelerdir?

İşte bu yazıda kişinin zorlu yaşam tecrübelerine rağmen hayatta kalabilme, bunları minimum zararla anlatabilme ve bunlara kolaylıkla uyum sağlayabilme becerisi olarak da adlandırabileceğimiz.

Psikolojik dayanıklılık nedir ve bunun yolları nelerdir?

Yıl 1903 Prag, varlıklı ve kültürlü bir aile olan Herz ailesinin ikiz çocukları Alice ve Marianne dünyaya gelir. İkizine göre daha kilolu olan Alice, maalesef annesinin ilgisini çoğu zaman kendisinden daha cılız ikiz kardeşi olan  Marianne kaptırmıştır. Alice çocukluk yıllarından itibaren müziğe düşkündür ve piyano dersleri almaya başlar.

Azimle ve sebatla piyona çalışan Alice, konservatuvarı bitirir ve sonunda ülke çapında ünlü bir piyanist olur. Alice evlenir, çok güzel bir oğulları olur. Her şey çok güzeldir. Ta ki 1943 yılına kadar.

1943 yılında Naziler Alice’in yaşadığı ülkeyi işgal ederler. Tüm ailesi ve Alice Nazi kamplarına gönderilirler. Çok sevdiği annesi ve kocası farklı Nazi kamplarına gönderilir ve onları bir daha asla göremez. Alice, 5 yaşındaki oğluyla beraber Terezin Nazi kampında yaşam savaşı vermeye başlar. Takdir edersiniz ki bu kamplarda insanlara çok da iyi muamele edilmiyordu.

İnsanlar günlerce aç kalıyor. Soğuk yerlerde kalıyor ve oldukça kötü muamelelere maruz bırakılıyorlardı. Yaşanılan tüm bu acı tecrübelere rağmen Alice her zaman kamptaki diğer insanlara oranla daha dayanıklı ve daha pozitifti.

Alice hiçbir zaman umudunu yitirmedi, oradan kurtulacağına inanıyordu. Müzisyen olduğu için Naziler Alice’i piyanist olarak kullandılar bu kampta. Alice bunu bir şans olarak görüyordu. Hayata tutkuyla bağlanmasına sebep olan en büyük unsurlardan biri olarak gösterdiği müzik varsa ne kadar kötü olabilirdi ki?

Yaşadığı tüm zorlu olaylara rağmen hayatta kalabilmeyi başaran Alice, ki hayatta kalabilmeyi başarabilmek diyorum çünkü kamplardaki çoğu insan aslında açlıktan ya da hastalıktan öldü gibi gözükebilir. Ama çoğunun ölüm sebeplerinin arasında yaşadıkları yoğun stres ve üzüntü vardır. Tüm bunlara rağmen yaşamayı başarabilen Alice, 1945 yılında oğluyla beraber kamptan kurtuluyor.

Alicenin Yaşam Azmi

Kamptan sonra oğluyla beraber yeni bir hayata başlayan Alice, müzik öğretmenliği yapmaya başlıyor ve kendisine yeni bir hayat kuruyor. Yeni hayatında da her zamanki gibi Alice kocaman bir gülümsemesi yüzünden eksik etmiyor ve hayata pozitif bakıyor. Çektiği tüm acılara rağmen hayatın her anından keyif almayı bilen ve içindeki çocuğu asla öldürmeyen Alice, oğlunu da kendisi gibi bir müzisyen olarak yetiştiriyor.

Alice yaşamının ilerleyen yıllarında yaklaşık 83 yaşında kanser olduğunu öğreniyor ve bunu hiç umursamıyor. Kanseri de atlatıyor. Alice 86 yaşındayken evine yaklaşık yürüme mesafesi ile 20 dakika uzaklıktaki bir  üniversiteye kayıt oluyor ve iki bölümü birden bitiriyor. Felsefe ve tarih.

Bakın 86 yaşında diyorum ve 20 dakika yürümek diyorum. Çünkü Alice her gün okula yürüyerek gidiyor ve yürüyerek geliyor. Alice hayatımda daima hareketli ve aktif. Her gün en az 2-3 saat piyano egzersizi yapıyor ve her gün yürüyerek işlerini hallediyor ve ölene dek kendi işlerini kendisi hallediyor.

Peki ne zaman ölüyor dersiniz?

Alice yüz on bir yaşına kadar sağlıklı ve mutlu bir hayat yaşıyor. Alice, psikolojik dayanıklılığın çok güzel örneklerinden bir tanesi.

Asla bunun gibi sayısız örnek var. Ancak Alice kendi bünyesinde biraz sonra bahsedeceğimiz, psikolojik olarak dayanıklı diye nitelendirdiğimiz insanların özelliklerinin pek çoğunu taşımakta. Peki ama nedir bu özellikler? Ne yaparsak daha dayanıklı oluyoruz? Gelin şimdi de bunlardan konuşalım.

  • Dayanıklı insanların en temel özelliği genellikle iyimser ve umutlu olmalarıdır.
  • Zorlu koşullar altında dahi iyimserlikleririni ve umutlarını kaybetmezler.

İyimser olmanın kendi hayatını uzattığını söyleyen Alice’e göre uzun yaşamın sırrı sakin olabilmek. Alice teyze diyor ki ben her zaman iyiyi görmeye çalıştım. Kötü olanı zaten biliyoruz. İyi olanı görmek lazım.

Ben ömrüm boyunca bunun peşinde koştum diyor Alice Teyze. Ona göre eğer iyi şeylere odaklanırsak sakin kalırız ve vücudumuzda sakinleşir. Ancak umutsuz ve karamsar olmaya başlarsak bedenimizde anormal tepkiler vermeye başlar ve hasta oluruz diyor Alice Teyze ve gerçekten de kendisi 111 yaşına kadar ruhsal ve bedensel olarak son derece sağlıklı ve mutlu bir hayat yaşıyor.

Gerçekten de bugün yapılan çok sayıda bilimsel araştırma, iyimser ve umutlu insanların psikolojik ve fizyolojik olarak çok daha dayanıklı olduklarını gösteriyor. Hatta bazı araştırmalar var ki iyimser insanların daha az hastalığa yakalandığını çünkü daha güçlü bir bağışıklık sistemleri olduğunu ve hastalığa yakalandıktan sonra ya da herhangi bir operasyon geçirdikten sonra çok daha kolaylıkla toparlanabildiklerini daha kısa sürede daha başarılı şekilde toparlanabildiklerini gösteriyor.

Victor Frankl

Dayanıklı, insanların hayatlarına anlam katan bir yaşam amaçları var. 20’inci yüzyılın en önemli psikiyatristlerin bir tanesi olan Victor Frankl, ki kendisi de bir Nazi kampından kurtulmuş önemli bir bilim insanıdır. Kendiside o kampta dayanılmaz acılara maruz kalmış ve bu acılara maruz kalan insanları gözlemlemiştir. İşte bu anılarını anlattığı eseri İnsanın Anlam Arayışı adlı eserinde.

Kamplarda diğer insanlara oranla daha dayanıklı duran kişilerin ortak noktalarından bahsediyor. Viktor Frankl, yaşadıkları tüm acılara rağmen hayatta kalmayı başarabilen ve hayata tutunabilen insanların yaşamlarına bir anlam kattıklarını ve bunun sorumluluğunu hissettiklerini söylüyor Viktor Frankl.

Ve Nietzsche’nin “Yaşamak için bir nedeni olan herkes hemen her nasılsa katlanabilir” sözünden dem vuruyor.

Evet, gerçekten de hayatına bir anlam katmış, uyanmak için her sabah bir nedeni olan yaşam amacını bulmuş ve bu amaca doğru ilerlerken kendine hedefler belirlemiş insanlar diğerlerine oranla daha dayanıklı oluyorlar.

Bakın Alice için yaşamın anlamı müzikti neredeyse ve müzik olduğu için hayatta kalabildi. Müzik varsa ne kadar kötü olabilirdi ki diyor hep kendine. Gerçekten de hayata bir anlam yüklediğimiz de yaşadığımız acılarda daha anlamlı hale geliyor. Viktor Frankl da aynı şeyi yapmış ve hayatta kalabileceğinden dahi emin olmasa da kendisine somut hedefler yaratmıştır ve bu somut hedefler sayesinde acılara katlanabilmeyi başarmıştır.

Tavsiye yazı : Çekim Yasası | Hayallerini Gerçekleştirmenin Yolları

Peki nedir o hedefler?

Viktor Frankl’ı kampta iken yaşadığı tüm acılara rağmen dayanıklı hale getiren hedef neydi biliyor musunuz?  Diyordu ki Viktor Frankl’ın ben buradan kurtulduğumda burada çektiğim acıları ve bu insanların yaşadıklarıyla ilgili gözlemlerimi bir ders haline getireceğim. Bir kitap yazacağım ve bir araştırma konusu olarak belirleyeceğim demişti ve bu hedef onun çektiği acıları daha anlamlı bir hale getirdi.

  • Peki sizin hedefleriniz var mı?
  • Yaşam amacını bulabildiniz mi?

Bakın bunlar bana söylendiği kadar kolay şeyler değil. Aslında bunlar için gerçekten çaba harcamak  gerekiyor. Bir insanın hedefler belirleyebilmesi ve yaşam amacını bulabilmesi için öncelikle kendini daha yakından  taşıyabilmesi gerekiyor.

Peki ama bunu nasıl yapacağız?

Duygusal olarak dayanıklı insanların bir diğer özelliği de yaşamlarının kontrolünün çoğunlukla kendi ellerinde olduğuna inanmaları ve istedikleri zaman hayatlarını değiştirebileceklerini bilmeleridir. Bazı insanlar bunun tam tersini yapar ve başlarına gelen iyi ya da kötü tüm olayları şans, kader, kısmet, dış güçler, torpil, nazar vesaire gibi dışsal faktörlere bağlarlar.

Bu insanları genellikle şu cümleleri söylerken görürsünüz “ya aslında ben çok iyi yerlere gelirdim işte, torpilimiz yoktu ya” ondan yani, “durumumuz yoktu ya başaramadık.” “Ya aslında ben terfi alırdım da işte bana komplo kurdular.”

“Hep onlar yüzünden. Yoksa ben çok iyi yerlere gelirdim.” “Ben varya ailem yüzünden başaramadım tabii ailem istemedi ondan. Yoksa olurdu ya, ben yapardım da ailemden dolayı.” “Hoca bana taktı.” “Saha  çamurluydu.” “Hakem bize golü vermedi.”Bu insanlar genellikle kendilerini kader kurbanı olarak görürler ve
kurban rol oynarlar. Onlar için hayat çok zordur. Çünkü yaşadıkları hayatın kontrolü kendi ellerinde değildir. Daha başka dışsal birtakım faktörlerin elindedir.

Yaşadıkları hayatı değiştirmek için çaba göstermezler. Çünkü zaten değiştirebileceklerini inanmazlar. İşte psikolojik olarak dayanıklı insanlar ise bunun tam tersini yaparlar. Dayanıklı insanlar hayatlarında
değiştirebileceklerini unsurlara odaklanır. Ve bu unsurları değiştirebilmek için herhangi bir bahaneye sığınmadan harekete geçerler, hedef koyarlar ve çoğunlukla başarırlar.

Psikolojik olarak dayanıklı insanlar gerçekçidir.

Ben de size diyeceğim ki karamsarlık ne zamandan beri gerçekçilik? Evet, bu insanlar hem iyimserler hem de gerçekçiler. Bu insanlar bir sorunla karşılaştıkları zaman derhal o sorunu kabul eder ve o sorunu çözmenin olası yollarına odaklanır.

Yani soruna değil çözüme odaklandılar. Oysa karamsar bir kişi çözüme odaklanmaz. Çünkü o zaten çoktan vazgeçmiştir. İyimser ve gerçekçi bir birey bir sorunla karşılaştığı zaman. Peki güzel başımıza bu geldi. Sebepleri de bunlar bunlar. Peki bunu çözebilmek için neler yapabiliriz düşünür ve dolayısıyla olası çözüm yollarını daha net bir şekilde görür.

Peki siz bir sorunla karşılaştığınızda ne yapıyorsunuz?

Eyvah ya, bittik, mahvolduk, tamam her şey bitti mi diyorsunuz? Yoksa daha gerçekçi bir yaklaşımla evet  başımıza bu geldi. Peki bu durumdan nasıl kurtulabilirizin olası çözüm yollarını mı düşünüyorsunuz ve bu yazıda bahsedeceğim son dayanıklılık ipucu: Psikolojik olarak dayanıklı insanların çok güçlü bir “sosyal destek sistemi” vardır.

Sosyal destek sistemi

Yani bu insanların herhangi bir problemle karşılaştıklarında onlara maddi ya da manevi destek olabilecek çok
sayıda insana sahiplerdir. Dolayısıyla çevreleri geniştir. Mutlu, güzel arkadaşlıkları ve aile ilişkileri vardır. Peki durum sizden nasıl? Herhangi bir sıkıntı yaşadığınızda kolaylıkla başvurabileceğiniz rahatlıkla  başvurabileceğinz size yardımcı olacak insanlar var mı?

Bu insanlarla ilişkileriniz ne durumda?

Bunun planlarını yapıyor musunuz?

Tavsiye yazı : Kafaya Takmama | Mark Manson İle 5 Kullanışlı Yöntem

2 Yorumlar
  1. tuğçe diyor

    Harika bir yazı olmuş elinize sağlık

  2. […] Psikolojik Dayanıklılık Nedir | Nasıl Sağlanır […]

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.