Tarih

Leonardo da Vinci Hayatı Eserleri ve Sırları

Zamanın çok ötesinde yolculuk yapan bir bilgin.. Geçmişten bugüne tarihsel kişilikler arasında şüphesiz en zekilerinden insanlarında biri bu yazımızda Leonardo Da Vinci hayatı ve eserleri ile ilgili bahsedeceğiz.

Leonardo da Vinci 15 Nisan 1452 tarihinde İtalya’da Floransa’nın hemen dışında bulunan Vinci Kasabası’nda dünyaya gelir. Babası Ser Piero, Leonardo doğduğunda 25 yaşında bir noterdir. Piero aynı yıl dünya evine girer.

Ama evlendiği kişi Leonardo’nun annesi değildir. Çünkü Leonardo, Piero ile onun kölesi olduğu bilinen bir çiftçi kızı olan Caterina’ın evlilik dışı çocuğu olarak dünyaya gelmiştir.

Leonardo’nun hayatının dönüm noktasını oluşturacak kırılmalardan ilki bu olayın ardından yaşanmıştır.

Çocukluğunun bir kısmında annesiyle kalan Leonardo için bu süre onun annesiyle geçirdiği tek ve en uzun zaman dilimi olacaktır. Annesi başka bir evlilik yapıp farklı bir kasabaya yerleşince büyük babasının yanına yerleşir.

Leonardo Da Vinci yaşamının geri kalanında “anne” kelimesini hiç kullanmayacak, aldığı notlarda bile annesinden “Caterina” diye bahsedecektir. Leonardo, gayrimeşru bir ilişki neticesinde doğduğu için babası ve onun ailesi tarafından hor görülür ve diğer yaşıtları gibi düzgün bir eğitim alamaz.

Kim bilir ilerleyen yıllarda onu dünyanın en önemli sanat insanlarından biri yapacak olan azmi ve yeteneği de bu dönemde beslenerek şekil bulmuştur.

Aslında Leonardo’nun hayatına baktığımızda onun başladığı işlerin çoğunluğunu bitirememesinin ardındaki asıl nedeni hayatının bu bölümünde aramamız yanlış olmaz. Çünkü Leonardo çocukluğunda her zaman bilgiye aç kalmıştır. Ve bu açlığı o kadar çok alana ilgi duymasını sağlamıştır ki yaptığı işleri de çoğu kez yarıda bırakmıştır.

Leanordo 14 yaşına gelene kadar dedesi ve amcasıyla birlikte yaşar. Hatta ailesinde amcası Francesco dışında kimseden sevgi de görmez. Büyük anne ve büyük babasının da vefatının ardından babasıyla birlikte Floransa’ya gider. Gençlik yıllarında babası Leonardo’nun yaptığı çizimlerin ve yeteneğinin farkına varır ki onu Floransa’ya gönderir. Leonardo burada devrin büyük ressamlarından Verrecchio’nun atölyesine çırak olarak girer. Burada bir yandan yeteneklerini sergilerken öte yandan ünlü ressamlarla tanışma fırsatı bulur.

Bulunduğu atölyede birçok genç delikanlı bulunmaktadır Leonardo’nun annesine olan uzaklığı ve hayatında kadın figürünün bulunmaması ile eş cinselliğinin farkına vardığı dönem de bu aralığa denk gelir.

Leonardo o yıllarda hissetiklerini not defterlerinden birine bir taşın öyküsü üzerinden şöyle anlatır:

Yağmurların yıkayıp açığa çıkarttığı irice bir taştı bu…  Yükseklerde bir koruda, rengârenk çiçeklerle kuşatılmış biçimde duruyordu. Durduğu yerden, üstüne taşlar saçılmış bir yola bakıyordu. Yoldaki taşları gördükçe onların arasına katılma arzusu duyuyordu. “Ne işim var burada çiçeklerin arasında; aşağıda kendi türümle bir arada olmalıyım” diye düşünüyordu.

Leonardo Da Vinci Eserleri

Leonardo atölyedeki çalışmalarında ustalığını öne çıkararak mermer, kil, metal ve ağaç işlemede ustasının gözüne girer. Ayrıca atölyede lir çalmayı da öğrenir. Bu yıllarda pek çok öğrenci yetiştirir. Yazılarını, taslaklarını ve çizimlerini not etmeye başlar. İlerleyen yıllarda bir tanesi hariç defterlerin tamamını öğrencisi ve asistanı Frencesco Melzi’ye bırakacaktır.

1482 yılında 30 yaşına geldiğinde Floransa’yı terk eden Leonardo, dönemin Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmet’in resmini yapması ve askeri mühendis olarak çalışması için Osmanlı yönetiminden teklif alır.

Tercihini Milano’da kalmaktan yana kullanarak Dük Sforza’nın hizmetinde çalışmaya başlar. Düke yazdığı bir mektup, tüm zamanların en sıra dışı iş başvurusu olarak kabul edilir. Çünkü Leonardo mektubunda dükün hizmetine girebilmek için köprüler, silahlar, gemiler ve heykeller yapacağını söylemiştir.

Yaklaşık 17 yıl boyunca dükle çalışarak, tasarımlar, silahlar, binalar yapar, resim ve heykel çalışmaları gerçekleştirir. Yıllar sonra Fransızların taarruzu yüzünden Milano’yu terk etmek zorunda kalır ve bu arada dönemin Osmanlı padişahı 2. Bayezid’e bir mektup yazar.

Mektubunda dünyanın en büyük ve en güzel köprülerini İstanbul’a yapmak istediğini söyler. Ters yay şeklinde Boğaz’a bir asma köprü ve Haliç için kemerli bir taş köprü tasarladığını söyleyen bir mektup yazarak şu ifadeleri kullanır:

“Ben kulunuz değirmen konusunu düşündüm ve Tanrı’nın inayeti ile suya gerek kalmadan, sadece rüzgârdan güç alan bir değirmen yapmanın yolunu buldum. Şükürler olsun ki, gemilerden ip ya da halat kullanmadan, sadece kendi kendine devir yapan bir hidrolik makine kullanarak, su çıkarmanın yolunu bulmayı Tanrı bana nasip etti. Ben kulunuz, İstanbul’dan Galata’ya uzanan bir köprü yapmak isteğinizi, yapabilecek biri bulunamadığı için köprüyü yapamadığınızı duydum.

Ben nasıl yapılacağını biliyorum. Köprüyü bir bina kadar yüksek yapacağım. Çok yüksek olduğu için, üzerinden kimse geçmeye razı olmayacak. Öyle bir köprü yapacağım ki, yelkenleri fora olsa bile, bir gemi altından geçebilecek. İsteyenleri Anadolu kıyısına geçirecek bir asma köprü yapacağım. Tanrı sizi bu sözlere inandırsın. Bu kulunuzun her zaman hizmetinizde olduğunu bilin…”

Ne yazık ki tarihin bu en görkemli iş başvurusuna dönemin padişahı 2. Bayezid’den olumlu cevap alamaz Leonardo 500 yıl önce tasarlanan yay şeklindeki köprü, 2001 yılında Norveç’te inşa edilir.

1499 yılında İtalya’nın Fransızlar tarafından alınmasıyla Milano’yu terkeder ve 16 yıl boyunca farklı kişiler için çalışmalar yapar.

Mona Lisa Tablosu

 

 

1503’te insanlık tarihinin en başarılı tablosu olarak kabul edilen Mona Lisa’nın da yapımına başlar. Mona Lisa tablosuna ilişkin detaylar ise şu şekildedir.

Elleri birbirine bağlı şekilde oturmuş bir kadının tasvir edildiği Mona Lisa tablosu, tamamlandığında dünyanın en çok bilinen tabloları arasına girer. Tablonun yapımında kullanılan teknikler, Leonardo da Vinci’nin tabloya sakladığı düşünülen şifreler yüzyıllar sonrası için bile büyük bir sır olarak kalmıştır ve günümüzde de hala konuşulmaktadır..

Tabi da Vinci Mona Lisa tablosunu bitirmesi öncesi ve sonrasında bunun dışında birçok ünlü eser de vermiştir. Bunlardan, da Vinci’nin günlüklerinden birinde bulunan, iç içe geçmiş bir daire ve bir karenin ortasına çizilmiş uzuvları açık ya da kapalı pozisyonda üst üste geçen bir çıplak erkeği niteleyen Türkçe adıyla İnsanın Oranları ya da Oranların Kanunu olarak bilinen Vitruvius Adamı ve Son Akşam Yemeği tablosu Leonardo’nun dünyaca bilinen diğer tabloları arasındadır. Leonardo Mona Lisa tablosunu yapmasını takip eden yıllarda, 1513 yılından itibaren 3 sene boyunca Roma’da yaşamını sürdürür.

Burada ressamlığının yanı sıra çok farklı bir alana merak salmasını sağlayacak sorular da zihnini iyiden iyiye kurcalamaya başlar. Bir insan vücudu ağladığında ve güldüğünde nasıl bir yapıya bürünüyordu? Kasların ve kemiklerin yapısı nasıldı? İşte bu merakı onu anatomi çalışmalarına yönlendirir

Dönemin ünlü bir ressamı olduktan sonra Floransa’da kadavra inceleme izni alan Leonardo, bu yıllarda kadavralar üzerinde çalışmalar yapar ve çalışmalarını resmederek bir anlamda anatomi atlasının çekirdeğini de oluşturmuş olur. Da Vinci organları incelerken asıl yapılarını belirleyebilmek için beden boşluklarına balmumu enjekte etme tekniğini kullanır.

Enjeksiyon çalışmaları neticesinde özellikle kalp, mide ve çeşitli damar ve kasların yapılarını günümüze uygun bir şekilde belirlemeyi başararak çalışmaların özeti olan 200’den fazla çizimi ise günümüze kadar ulaşır. Leonardo’nun bilime yön veren bu çalışmalarının yanında kimi çevrelerce de çokça şüpheci biri olarak değerlendirildiği olmuştur Sebebi çok farklı olarak tartışılmakla birlikte, iddialara göre çizimlerini, fikirlerini birilerinin ele geçirebilme ihtimali onu şifreli yazmaya itmiştir. Da Vinci notlarını sağdan sola ve tersten de yazmıştır. Bu da notlarını sadece ayna yardımıyla okunabilir hale getirmiştir.

IQ’su 200’ün üzerinde olan bu müthiş beyin yaşamı boyunca sadece resimle ilgilenmemiş botanik bilimine öncülük yapmış, bitkilerin yaprak düzeni sistemini tarif etmiştir. İnsanların da tıpkı balıklar gibi su altında yaşayabileceğine dair olan öngörüsüyle ilk denizaltı projelerini geliştirmiştir.

Renklerin kendisinde bulunan uzaklık ve yakınlık etkisi ve ufka doğru gidildiği zaman renklerin daha da soluklaştığını bulmuştur.  Müziğe de el atmış ve hayal edip tasarladığı ‘viola organista’yı bir müzik aletinin projesini ortaya çıkarmıştır.  Çevre bilim ile ilgili çalışmalar henüz çok az iken suya merak salmış, başlangıcın ve bitişin suyla olacağını ifade etmiştir.

Kendine ait bir uyku düzeni uygulamış, her saat başında 15 dakika uyuyarak 45 dakika uyanık kalacak şekilde, gün içerisinde zamanının her bir parçasını en verimli şekilde kullanmıştır.

Savaştan nefret etmiştir. Fakat savaşla ilgili binlerce mühendislik çizimi ve icadı bulunmaktadır. Çok hafif ama dayanaklı köprüler, düşmanı yıldıran ve duman salan bombalar, gürültüsüz açılabilen gizli geçitler.. Bazı planlarının çok tehlikeli olmasından dolayı yok ettiği bile konuşulmaktadır.

Yani tarihin gelmiş geçmiş en büyük çok yönlü zekalarından Leonardo da Vinci mühendis, mimar, bilim insanı, fizikçi, kimyager, matematikçi olduğu kadar ressamdır. Ve bütün bunların yanında yaşamından yüzyıllar sonra onunla ilgili çok merak edilecek ve konuşulacak, 7 hayat prensibini de yüzyıllar sonrasına bırakmıştır.

Leonardo’nun birinci yaşam prensibi Curiosita’dır. yani merak et :

Leonardo bu ilk prensipte der ki; “Merak et! Hayata müthiş bir merak ve öğrenme isteğiyle bağlı kal. Hiçbir konu, hiçbir dal ayırmaksızın, etrafımızdakilerin ne söyleyeceğine ne düşüneceğine aldırış etmeden, merakını gider, daima araştır, sor ve öğren.”

İkinci prensip Dimostrazione’dir yani ispattır :

Öğrendiklerine koşulsuz şartsız inanma der Leonardo. Önce deneyerek test et ondan sonra nihai kararını ver. Aslında şüphe duy. Sana sunulmuş her türlü bilgiye şüpheyle yaklaş, elinden geldiğince yeniden test et ve en önemlisi de önceden yapılmış olan hataların üstüne giderek doğruyu ispatlamaya çalış

Bir başka prensip hissetmekdir :

Sana bahşedilen 5 duyu organının hakkını ver der. Kokla, ama sadece evinde pişen yemeği değil, yeni açmış bir çiçeği, yağmur damlalarının düştüğü toprağı kokla. Gör etrafındakileri. Ama dikkatli bak. Evlere, sokaklara, denizlere, çiçeklere, ağaçlara. Dokun etrafındaki duvarlara, ağaçların dallarına, keşfet… Şimdiye kadar hiç denemediğin lezzetleri tat. Ve kulağını en güzel ezgilerle doldur. Dünyanın en renkli melodilerini kulaklarında hisset. Leonardo Da Vinci kısaca, hisset ve doyur der. Hisset ve doyur beynini ve ruhunu…

Sfumato:

Şüpheyle barış. İnsanı diri tutan yaşamındaki belirsizlik ve kararsızlık anlarıdır. Şüphe zihni diri tutar, karmaşıklık zihnin üretkenliğini artırır ve asıl gücünü ortaya çıkartır. Paradoks anındaki sükunetimiz bizi sağlıklı bir zihne kavuşturur. Dünya değişiyor ve sürekli daha karmaşık bir hal alıyor. Belirsizlikten korkma. Kendini hazırla.

Arte Scienza:

Bilim ve Sanat: Bilim ve sanat müthiş bir birliktelik ortaya çıkartır. Herhangi bir eksik olmamalıdır. Her insan doğuştan bir sürü yeteneğe sahiptir. İnsanın yaşadığı çevre onun yeteneklerinin şekle girmesine yardımcı olur. Ama asıl olması gereken insanın beyninin tamamıyla düşünerek bütün yeteneklerini geliştirmesidir. Bunun için de bilim ve sanatın eşsiz birlikteliğini bir arada kullanmak gerekir. Tıpkı akıl ve duygu gibi. Birini ötekinden yok saymamalı ikisini de tek çatı altında birleştirebilmelidir insan. Tamamlayıcı unsur

Corporalita yani vücudi olma :

Bu prensip en temelinde aklı ve ruhu doyurmanın yanında sağlıklı bir bedenin müthiş bir tamamlayıcı olduğuna işaret eder.

Leonardo’nun son prensibi Connessione:

Yani evrendeki her şey birbiriyle bağlantılıdır. Bir kuşun kanat çırpmasından, bir arının çiçekten bal toplamasına kadar her şey ama her şey müthiş bir dengededir. Bu dengeyi iyi kavramak gerekir zira hayatın özü tam da buradadır.

Leonardo, yaşamının son yıllarında Kral 1. Francis’ten Fransa’nın baş ressam, mühendis ve mimarı olmak üzere aldığı daveti üzerine Paris’in güneybatısındaki Kraliyet Sarayı’nın hemen yanındaki konağa yerleşir ve yaşamının son demlerinde çalışmalarına burada devam eder.

“Yaşamayı öğrendiğimi sandığımda aslında ölmeyi öğreniyormuşum” diyen bu büyük deha, 2 Mayıs 1519 tarihinde 67 yaşında evinde hayata gözlerini yumarken dudaklarındansa insanları şaşkınlığa uğratacak şu sözler dökülür..

“Çalışmalarım olması gereken kaliteye erişmediği için Tanrı’yı ve insanlığı gücendirdim.”

Leonardo Da vinci hayatı hayatı ve eserleri yazımızı beğendiyseniz aşağıdaki yazıda hoşunuza gidebilir.

Daha fazla oku : Müslüman Bilim Adamları ve Tarihe Geçen Buluşları

Editör

I am a web developer who is working as a freelancer. I am living in Saigon, a crowded city of Vietnam. I am promoting for http://sneeit.com

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu